Instagram

DOĞU ANADOLUDA KUŞÇU FIRTINALARI - BÖLÜM 3

Üçüncü gün, sabah erkenden uyandık. Hedefimiz Tatvan'dan yola çıkıp 120 km yol giderek dillere destan Bulanık Ovasını ziyaret etmekti. Bir bütün günü buraya ayırmıştık programda, hayallerimizi süsleyen Telli Turnalar ve adı aklıma gelmeyen kuştürlerini görmek istiyorduk. Üstüne onlarca farklı kuşbizi bekliyor diye düşünüyorduk. Bize anlatılanlar işte, nasılda etkilemiş hepimizi.

Yolda özkan'la ben nöbetleşe uykuya dalıyorduk çünkü Bahar ablada çok yorgundu ve "Uyumayın bak bende çok yorgunum her an dalabilirim" diyordu. Ben uyumamak için tek kulağıma kulaklığımı takmışmüzik dinliyordum bir yandanda sohbet etmeye çalışıyordum. Böyle böyle o yolları devirdik, Bulanık'a 30 km kala güneşi doğurduk. Muazzam çayırlar ve tepeler gördük. Hem Telli Turnanın hem de diğerlerinin noktasıelimizdeydi. İçimden bir ses gider gitmez elimizle koymuşgibi bulacağımızı söylüyordu Telli Turnaları. özkan'la Bahar abla ise diğer türler için aynışeyi düşünüyormuşTelli'den pek umutlu değillermiş.

Soner'in tarifleriyle ilk durağımıza kolayca ulaştık. Arabadan indik ve önümüzde Murat'ın geçtiği yerin diğer taraflarındaki uzun düzlüklere baktık. Yoktu Telli Turnalar, diğer tariflere uyup Sultan köyünün oraya gittik, bu az önce baktığımız yerin karşısıydı. Yani Murat'ın öbür tarafı. Orada indik yürüdük ama yok.. Burda da yok, zaten her taraf insanlar tarafından kolaylıkla ulaşılabilirdi. Bütün çakıllıklar karayla bağlantılıydı. Hayvan burada nasıl yaşayacak diye düşündüm. Meğersem daha sonra öğrendik ki bu hayvanlar Murat'ın sularıyüksekken ürüyorlarmış burada. O zaman çakıllıklarınn karayla bağlantısı kesiliyormuş. Genede çevrede çok insan vardı, rahatsız olmuyor mu diye düşünmeden edemedim. Buradan ayrılıp adlarını şu anda çıkartamadığım kuşları aramaya gittik. Söylenceye göre buralarda çok oluyormuş. Bahar ablayıova yollarına soktuk. Biraz kızıyordu çünkü yol bozuktu ve her an kalabiliriz diyordu. Arada birde ben rallicimiyim diyordu:) Haklıydı da iki üç yerde arabaöyle bir zıpladı ki ne olduğunu şaşırdık. Oldukça yavaş gidiyordu bu yollarda.

Biz adaları bulmaya çalışıyorduk, belki bir kaç kuş görürüz umuduyla. Oradaki köylülerden de yardım aldıktan sonra adaları bulduk ancak ben hiç burada olabileceğini düşünmedim. çünkü bunlar çok küçüktü sonradan anladık ki o başka bir çaymış Murat nehrine karışan. Bizde o çayıtakip ederek Murat'a karıştığı yeri arayalım dedik. İlerledik ilerledik ama bir yerde yol bitti. Yol dediğim tarla yani. Sonrasında kurumuşçamur düzlükleri vardı. Ortada çalılık bir yer vardı, orayıgeçip Murat'ıgörmeyi ve adayıbulmayıplanlıyorduk. Meğersem önümüzdeki çalıların olduğu yer aradığımız adaymış bunu daha sonra anlayacaktık. Arabadan indik ve hazırlandık, önümüzde bir kmlik bir yol olduğunu düşünüyordum. özkan arabada kalmayı tercih etti, eğer görürsek onuda çağıracacaktık. Bahar ablayla tam yürümeye başladık ki bir haykırma duyduk.(Abartıyorum sadece "olamaz çantam nerde" dedi, sonrasında da çok soğukkanlıydı gerçekten.) Bahar abla çantasını kaybetmişti, düşürmüştü bir yerde. Kocaman
ovada defalarca inip gözlem yapmıştık buraya gelene kadar.Bahar ablanın bütün kimlik, kredi kartları, para ve her türlü önemli evrakı da çantayla birlikte kaybolmuştu. Birden Bahar ablanın gözlerinin parladığınıgördüm. Beyin fırtınası yapıyordu resmen, hızlı hızlı düşündü ve ovanın ortalarında bir yol üzerindeyken çantayıarabanın bagajının üstüne koyduğunu hatırladı. Arabaya atladığımız gibi sert bir dönüşle az önce yavaş yavaş geçtiğimiz yollardan rallideymiş gibi kullanmaya başladı. Arabayı öyle bir kullanıyordu ki inanamadık, paldır küldür zıpladık tabiri caizse. (Sonradan buna çok güldük hepimiz:) Bir yandanda etrafısüzüyorduk, ama içimden bir ses çantanın nerde olduğunu söylüyordu bana, ilk köye geri dönen yolun üzerinde bakmayıtercih ettik, ama biliyordum çanta öbür taraftaydı, gittik gittik sonra geri döndük. Diğer yolunda sonuna yaklaşmaya ,umutlar da sönmeye başlamıştı . Bahar abla arabayı daha hızlı kullanmaya başlamıştı ki yolun ortasındaki çıkıntıtıfark ettim.
çantayı bulmuştuk. Bahar abla kocaman ovada çantayı bulduğuna şükretti. Bu arada Bahar ablanın kuşlardan başka şanslı olduğu bir yönünüde öğrendik, kaybettiği her şeyi sonradan bulurmuş:) Vakit öğlen olmuştu ve iki hedefimizi de görememiştik. Bir yerde durduk. Metehan ve Nuri'yi aradık. Metehan bize başka bir yerin tarifini verdi ve orada boşuna aramayın göremezsiniz dedi. Nuri ise Tellilerin zamanının geçtiğini diğerlerinin ise artık gitmişolabileceklerini söyledi. Yani geç kalmıştık. Metehan'ın ve Nuri'nin tarif ettiği yer bizden 200 km uzaktaydıve rotamızıntersiydi. Biz buraya kadar gelmişiz bari adalarda şansımızı deneyelim ve rotamızı saptırmayalım dedik ve o tarlanın bittiği yere geri döndük ve 20 metre ilerledik ki Murat'ın zaten önümüzde olduğunu ve o çalılık arazinin ada olduğunu fark ettik. Açımız çok dardı ve hayatta burada onları bulamayacağımızı anladık. Geri döndük ve şansımızın döneceği Ağrı Doğubayazıt'a doğru yola çıktık.. Her şeyde bir hayır vardırderlerdi, bir kez daha doğrulandı tarafımızca..önümüzde 250 km'lik bir yol vardı, gene uyumama nöbetlerine başladık özkan'la..

devamı bugün...


www.baharca.com sitesinde bulunan tüm yazılar, belgeler, listeler ve fotoğrafların tümünün kullanım hakkı Bahar Bilgen'e aittir. 2. şahıslar tarafından kopya edilemez, kullanılamaz ve izinsiz kaynak gösterilemez. Her hakkı saklıdır.